2017'den hala nefret ediyorum. Bu değişmiş değil. Ancak dün şimdiye kadarki en güzel günlerden biriydi. 5 Ocak hariç. Finallerim bitmiş; beraber vakit geçirmekten en zevk aldığım arkadaşlarımdan biriyle Karaköy'e gitmişim. Çok güzel bir yemek yemişim. Aylar sonra vapura binmiş; üstüne bir de vapurda saksafon ve gitardan oluşan bir müzik dinlemişim. Beni tek sinir eden şey; yüzümdü. Ancak o başka zamana.
Dün 12 sınavım açıklandı. Hepsi birden. Çünkü sonunda rektörlük hocalara baskı yaptı; eğer dün 6ya kadar açıklanmasaydı, sadece bizim fakülte için bütünlemelerin ertelenmesi gündeme gelecekti ve böyle bir şey hocaların hiç işine gelmezdi diye tahmin ediyorum. Benim HİÇ gelmezdi. Ben bütünlemelerden sonra yokum. Neyse. Şu an açıklanmayan 1 sınavım var ve geri kalan 15 dersin 12sinden temiz, 3ünden şartlı geçtim -ki bu temiz geçtiğim dersler arasında 2si var ki.. Birinde yerde yuvarlanıyordum; diğerinde roman havası oynuyordum.
Kısacası dün salgıladığım adrenalinin haddi hesabı yok. Tam bilgisayarın önünden kalkacağım, mesaj geliyor: bilmemne sınavı açıklanmış. Bu bu şekilde defalarca tekrarlandı ve ben 3,5 saat boyunca tek elimde telefon; tek elim farenin üstünde, ekranı yenilemeye hazır.
Hocaların son gün sınav açıklanması olayına tekrar dönmek istiyorum. Demek ki neymiş; yaş, mevki vs fark etmeden, herkes için aynı bu durum: o yumurta kapıya dayanacak kardeşim! Tamam, eminim ki çok zordur çarşaf çarşaf kağıt okumak; ama insan merak etmeden de alamıyor kendini: nasıl bir günde açıklayabiliyorsunuz hepiniz. Hayır, zaten finallerle bütünlemeler arasında 8 gün vardı. Şu an 4 gün var. Tamam; ben aşırı zorlanmayacağım şu noktada; ama anası ağlayacak insanlar var. Siz insanlardan 4 günde binlerce sayfa yazı okuyup, bunu anlamlandırmasını bekliyorsunuz; ancak kendiniz 10 küsür gündür kağıt okuyup, puan veremiyorsunuz. İlginç.
Son sınavımın da açıklanması beklenmekteyim hala. Haydi kalın sağlıcakla.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder