
Size hiç oldu mu bilmiyorum ;ama hiç olmaması gereken yerde, hiç olmaması gereken kişiyle aranızda rekabet oluşmaya başladığını görmeniz hiç iç açıcı olmuyormuş. Arada bir, olabilir ama sadece arada bir; kötü bir güne denk gelinmiştir ve çevredeki herkes size, o yakın olanın, ne kadar mükemmel olduğundan bahsediyordur. E, doğal olarak o canavar ortaya çıkmaya başlar; ama sadece gözü oluşur ya da daha zararsız bi uzvu; ama o zaman içinizden şu geçer:
"Saçmalama, o'nu kıskanacak değilsin, o'nun öyle olduğunu sen de biliyorsun. Bunu neden problem ediyorsun ki?" ve ta taaaam. O canavar, geldiğinden çok daha hızlı bir şekilde ortadan kaybolmuştur. Ama ne zaman ki, karşınızdakinde de bu canavarın oluşmasını görüyorsunuz, bir "DUR!" demeniz lazım. İki sebei var:
-Her zaman sizin iç sesinize sahip olmuyorlar, sizinki gibi kolay kaybolan cinsten değil onların canavarları.
-Sizin canavarınız, o nokta halinde kalmış olan canavarınız, bir akrabasını görünce kanı depreşiyor ve yeniden ortaya çıkıyor ve bu sefer biliyor ki, yalnız değil...
İşte böylelikle, o en sevdiğiniz, en yakınınız hakkında konuşmakla başlıyor her şey; masum bir konuşma, şikayet bile değil, hele dedikodu? ASLA! Çünkü o sevimli(!) canavarınız size bunu söylüyor. Sonrasında ise; her hareketin, her kelimenin altında bir kıvılcım arama: ona kızabilmeniz için... Bu böyle devam eder kimi zaman yıllarca, kimi zamansa sadece günler...
Ve en son aşama, belki de o canavarcığın en sevdiği: minicik bir şey yüzünden çıkan, minicik(!) bir atışma... O'na karşı savrulan nefret sözcükleri... Geri dönülemeyecek yollar... Aptal gururlar... O'nu görünce yolları değiştirmeler... O'nunla görüşen arkadaşları azarlamalar... ve en sevdiğim kısım, nefret dolu bir insan olma... Bu nefret çevrenizdekilerden çok sizi yutar, en çok kendinizden nefret eder hale gelirsiniz. En sevdiğinizse, adı "kıskançlık" olan tek gözlü yeşil canavarınızdır...
NOT: Sizin canavarınız resimdeki kadar sevimli olacağından emin değilim.