12 Ocak 2017 Perşembe

Day 0

 
   2017'den nefret ediyorum. Hala ediyorum. Ama bugün size temellerinden birini anlatacağım.

      Yılbaşı akşamı öyle partiler, kutlamalar yapan bir insan değilim. Dışarı falan da çıkmam. Bu durum yılbaşına özgü değil; prensip olarak dışarı çıkmam ben. 😁😁 Yılbaşında da genelde klasik; ailemle olur, bir tık daha özenli bir yemek yeriz; sonra televizyon izleriz. Gece saat 00.00a 15 saniye kala ayağa kalkar, 10 saniye kala geri sayıma başlar. 00.00 olduğunda birbirimizi öper; kardeşim ve ben güzel bir konser, performans vs varsa bir 1 saat daha izler; annemle babam yatmış olur zaten ve böylece biter. Yani gayet mütevazi, gözü yükseklerde olmayan bir yılbaşı olur. Ancak bu yıl, bu bile bana fazla göründü. 31 Aralık günü 2 sınavım vardı. 1 değil, 2. Hadi o tamam. Sonrasında eve gidersin, değil mi? Hayır. Kader ağlarını çoktan örmüş; aslında ağını ören kader falan değil, karadul misali, okulum, bölümüm örmüştü ağlarını. 2 ocak gününe 1 değil, 2 değil, tam 3 sınavım vardı! Ve içlerinden biri var ki.. Hal böyle olunca, eve gitmedim; o gün evde de kimse yoktu. Acınası bir şekilde; evde tek başıma, yapayalnız olduğumu daha ne kadar belli edebileceğimi bilmeden, kendime aldığım kardan adam şeklinde tek kişilik pastam eşliğinde. Üstüne bir de kimi zaman gidip gelen elektrik kesintileri eşliğinde, tek başıma, ders çalışarak geçirdim geceyi. Normal şartlar altında bile çok da iç açıcı olmayan bir manzarayı, bir de kimi insanın attığı snapler, fotoğraflar, videolar eşliğinde geçirmeyi deneyin. Ruhunuz huzur buluyor. 😒

      Yeni yıla girişinde meymenet yoktu ki, geçişinden hayır bekleyeyim.

      Hele bir de o günün aslında ne kadar farklı olabileceğini; hayallerinin ne kadar farklı olduğunu düşününce..

      Öpüyorum kocaman; kalın sağlıcakla.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Etiketler